Header Ads

Neden Game of Thrones izlemelisiniz: Westeros’ta kahramanlara yer yok!

Yedinci sezon yaklaşırken, hazır dünyanın geri kalanı Game of Thrones heyecanına kapılmışken, henüz diziyi hiç izlememiş olanlar için çokça kişisel nedenlerle "Game of Thrones'un farkı ne?" sorusunun cevaplarını aradık.


“Yetenekli savaşçı, şansının da biraz yaver gitmesi sayesinde arkadaşlarıyla vahşi doğada uzun süre hayatta kalmayı başarmıştı. Yol arkadaşları arasında ormandaki bitkilerden hangilerinin zehirli olup olmadığını anlayabilen bir korucu olması savaşçı için büyük avantajdı. Fakat korucu çaylak sayılabilecek kadar az deneyime sahipti ve hata yapması an meselesiydi. Bir süre sonra beklenen oldu ve korucunun tutturamadığı zar nedeniyle birkaç gün önce iblislerin kol gezdiği bir zindandan zaferle çıkan savaşçılar yedikleri zehirli bir ot yüzünden ölümle yüz yüze kaldılar. Dört kişilik gruptan sadece büyücü ve korucu hayatta kalabildi.”
Bir rivayete göre günümüzün televizyon fenomeni Game of Thrones’un esin kaynağı, George R.R. Martin’in gençliğinde arkadaşlarıyla oynadığı masa üstü bir rol yapma oyunuymuş (FRP). Bu söylentinin doğruluğunu test etmek gibi bir niyetim yok. Bununla birlikte böyle bir dedikoduya inanmak için, özellikle daha önce FRP oynayanların birçok sebebi olabilir. Bu tarz bir oyundan esinlenilmese bile diziyi izlerken ve oyun sırasında hissedilenler birbirlerine çok yakın. Özellikle kahramanların ve kahramanlığın geçiciliği FRP seanslarının vazgeçilmezidir. Çünkü siz ne kadar sevseniz de bir FRP senaryosu için yarattığınız karakterin, o oyunun sonunu görme ihtimali hiç de tahmin ettiğiniz kadar yüksek değil. Fakat kahramanınız ölse de ‘gösteri devam ediyor’ ve önemli olan bu.
Bir FRP senaryosu için saatlerinizi verip özenerek yarattığınız karakteriniz tek vuruşta 3 goblinin kellesini alabilir ama vahşi doğada tek başına kaldığında saatler içinde ölebilir de. Buna karar veren ise attığınız ve genellikle 20 yüzeyi olan zarda üstte kalan sayı. Stranger Things’te çocukların karakterlerinin karşısına çıkan Demogorgon’a karşı attıkları zar o an karakterlerinin kaderini tayin eden tek değişken. O an yaşanılan şey ne kadar hayal ürünü olursa olsun, hissedilen heyecan ve gerginlik de o kadar gerçek. Haftalar boyunca her adımı sizin adımınız, her çilesi sizin çileniz olmuş, kendinizi yerine koyduğunuz, birlikte geliştiğiniz karakterin saniyeler içinde ölme ihtimali var ve bu gayet saçma bir sebepten gerçekleşebilir. Karakteriniz ölünce oyun bitmiyor. Ayrı bir karakterle biraz da oynadığınız oyunun kurallarına göre aynı seviyede ya da ilk seviyeden başlayarak oyuna devam edebiliyorsunuz. Önemli olan oyun boyunca senaryonun size yaşattığı deneyimler.
Game of Thrones bu hissiyatı çok iyi veriyor. Tabii bunu vermesinin sebebi büyük ihtimalle Martin’in fi tarihinde oynadığı FRP değil. Buz ve Ateşin Şarkısı’nın, yani uyarlaması Game of Thrones olan kitapların hikaye anlatım biçimi. Martin kitaptaki her bölümde ayrı bir karaktere yer veriyor ve hikayeyi bu karakterlerin yaşadıkları üzerinden anlatıyor. Böylece kitaba giren hemen hemen tüm karakterler ana karakter veya kahraman sayılabilir. Kitaplarda bazı karakterlerin kapladığı bölümler daha fazla. Eğer Martin daha geleneksel bir anlatım seçseydi bu karakterlerin kitabın sonuna kadar yaşayacağına hatta olayları çözebileceğine emin olabilirdik. Fakat Westeros’ta işler böyle yürümüyor. İlk kitapta 15 bölümle en fazla yer alan karakterin ikinci kitabı görememesi bunun için yeterli bir örnek sayılabilir.

Dizinin başarısının arkasındaki önemli sebeplerden biri kitaplarda derinlikli işlenen karakterlerin ekrana başarıyla aktarılması. Diziyi şu ana kadar izlemediyseniz sosyal mecralarda Game of Thrones’un izleyicisine ne kadar çile çektirdiğiyle ilgili paylaşımlara denk gelmişsinizdir. Gelmemişseniz de şu andan itibaren böyle bir gerçekten haberiniz var. Diziyi sevenlerin, abartılı bir tabirle mazoşistik bir zevk almalarının bir nedeni karakterlerle çok rahat empati kurulabilmesi. Dizide Cersei gibi şirret ve sinsi bir karakteri sevmeseniz de eylemlerinin arkasında yatan sebepleri anlayabiliyor, hatta zaman zaman hak verebiliyorsunuz bile. Ama Cersei ölse bile birçok dizi hayranının üzüleceğini sanmıyorum. Gerçi yaptığı işi de iyi yapıyor kadın. Hakkını vermek lazım. Tüm kötülüğüne rağmen insan entrika kabiliyetine, zekasına hayran oluyor. Fakat her karakter Cersei gibi değil. Dizinin hayranlarına çektirdiği işkencenin esas sebebi kahramanların çok kısa ömürlü olması. Şimdilik bir iki istisna olsa da Game of Thrones’ta kahramanlığa yer yok. Kahramanlık genellikle er ya da geç ölümle cezalandırılıyor. Kahramanların sonu genellikle, ölmek üzereyken kendini kurtarmak yerine düşmana kılıç sallayan savaşçı ya da henüz yeterince geliştirmediği bir büyüyü savaş alanında yapmaya çalışan büyücü gibi hüzünlü oluyor. Ama zaten oynadığımız oyunu heyecanlı kılan bu değil mi? O zarın hangi yüzü üstte kalacak diye beklerken geçen kısa ama saatlere sığmayan zaman.
Dizi alıştığımız tüm kahramanlık mitlerini altüst ediyor. Evet, Martin özellikle Jon Snow, Daenerys Targaryen ve Arya Stark cephesinde bir yandan inanılmaz bir kahramanlık miti yazıyor. Yine de dizinin kahramanları gibi gözüken karakterlerinin sahip olduğu ahlaki kodların basmakalıp kahramanlık hikayelerindeki karakterlerle fazla uyuşmadığını söylemek lazım. Kitaplarda olduğu gibi dizide de hemen hemen herkes ana karakter, birer kahraman. Bildiğimiz kahramanlık tanımına pek uymasalar da öyle. Bildiğimiz kahramanlardan en büyük farkları ise harcanabilir olmaları. Çünkü o 20’lik zar her an 1 gelebilir ya da düşman tarafından gelen bir 20 karakterinizin hayatına mal olabilir. Siz kahramanınıza ne kadar bağlansanız da onunla veda etme vaktiniz gelmiştir. Geriye dönüp baktığınızda o kahramanın yaşadıkları ve yaşattıkları bir şekilde baki kalacak ve başka bir kahraman bayrağı devralıp maceraya devam edecektir. Onlarca savaşta yüzlerce savaşçıyı öldüren bir karakterin hikayesi iltihaplanan bir yara sebebiyle son bulabilir ama o karakterin dahil olduğu hikaye bitmez, o hikayeyi başka karakterler taşır. Dizide buna benzer birçok örneğe rastlamak mümkün. Kahraman olarak gördüğümüz bir karakter sürpriz veya saçma bir sebeple ölebiliyor. Zaman zaman düşman tarafından, bir kahramana asla yakıştıramayacağımız biçimde onursuzca katlediliyor. Ayrıca olay sonrası kahramanımızın cesedine yapılanlar insanın içini parçalayan cinsten.
Dizide kahramanlık yapmaya çalışan, onurlu, gururlu karakterlerin yukarıdaki gibi küçük düştüğüne, aşağılandığına da sık sık tanık oluyoruz. Böylece Martin kafamızdaki kahraman olgusuyla bir oyuncak gibi oynuyor ve çoğu zaman onu yerle bir ediyor. Belki de Martin bu şekilde bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordur. Mesela kahramanların aslında hiçbir zaman bizim tahayyül ettiğimiz gibi olmadıklarını ve cilalanıp parlatılmış kahramanlık hikayelerindeki gerçek kahramanların asla hikayenin sonunu göremeyeceği mesajını veriyor. Kahramanların dünyadaki kötülüklerle baş edebilmesinin imkansızlığından dem vuruyor olabilir de. Bunu dizinin sonuna kadar öğrenmemiz pek mümkün değil ama şu anda senaryonun bulunduğu yer konusunda şunu rahatça şöyleyebiliriz: Game of Thrones’ta kahramanlara yer yok.
Kaynak : Ali Halit DİKER / mynet

Hiç yorum yok

Konu ile ilgili yorumlarınızı mutlaka bekliyoruz.

Blogger tarafından desteklenmektedir.